Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
- ilker pamukçu
- safakk1
- Hasan Karadeniz
- masaltozu
- angelpretty
- emekli assubay
- aksitabraxas
- sondeli
- evoironi
- saidercan
- Zeki Güneş
- hircinim
- gamzeliyimki
- aslı izgi
- ansizin
Bağlantılarım
BÜYÜCÜM
19/10/2009 ·
BÜYÜCÜM
I
Tanrıların isimlerini tekrarlamam, ölümü geciktirmiyor.
Kemiklerimi, adak testimin yanında kıvrılmış buluyorum.
Ve şekilsizliğimi unutmaya çalışıyorum.
Nereden geldiğim biraz önemli
Orada kalsaydım daha mı az titretecektim mermeri.
Yüzünü tanıyorum büyücüm
Yaşaması gerekmiyor ellerimin
Yalnız gideceğim oraya
Tanrılara ağlayacağım bu defa
–Tanrılar ağlanmaktan yorgundur oysa–
Boşluklarının, olmayışlarının sıkıntısını anlatacağım
Susacaklar
Soluksuz nasıl yaşanır sırlarını fısıldayacaklar
Yaşanır mı büyücüm
II
Işığı yetmiyor gözlerinin
Sadakatini anlatmaya
Yoksun
Yokluğun anlam bulmuyor yakarışında
Çocuksuz olmalısın
Kemiklerin yetiyor anlatmaya
III
Gri giysili törenler bitti
Ayın ipuçlarını vereceği ânı bekliyorum.
Bir ömre kaç ölüm sığdırılır
Hangi korku adak testisini doldurur bilmiyorum
Büyücüm gecede yıldızlarımın olması günah olur mu
Üstelik birbirlerine göz kırptıkları yok
Ölümlüyüm,
Bundan büyük mutluluk olabilir mi büyücüm.
Susuyor, kıvrılıyorum
Kıvrılınca kemiklerimi sayamıyorum.
Adak testim başucumda içi boş,
Kaçıncı kadınıyım o adamın bilmiyorum.
Kör oldum büyücüm
Ateşin susuz öfkesi artık yok.
Taşınan heykeller gibi kör
Kırılan sütunlar gibi aksak.
Hem büyücüm,
Kadının acıları üşüşünce güneye
Dünyanın dengesi neden bozulmuyor
Anlamıyorum
IV
Dönüş
Gitmek gibi olmayan boşluğuyla
Uzak kalmanın uzunca sürdüğü o yaz ortası.
Kaç gün
Saymadım belki üç
Zamanla işim bitti artık.
Acı çoğaldıkça yumuşaması tenin
Tersi değil miydi söylenen bize
Biz değil miydik inandıkça katılaşan tenimizle
Aldanışın kuytusuna gizlenen.
Ben azaldıkça kendim mi oluyordum
Başka bir şey, başka biri mi yoksa
Bir başka hayatın olmadığı
Her ânın değiştirdiği doğruysa
Her şey dondu büyücüm
Bir mermer soğukluğu kalıcı olan
Bir de dokunuş...
BEJAN MATUR
Yorum (1) Yorum yaz!
ZAMAN KEKEMEYDİ...
13/11/2008 ·
Gün bitti, elindeki güller de soldu
anımsanacak neler kaldı bugünden
paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak
belki bir türkü söyleriz geceye karşı
saçlarını tarazlayan bir şafak olur
Zaman kekemeydi ve tarihe sızan
soytarılar gördük genç ömrümüzde
ölüm peşimize düşende bir göçebeydik
suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına
bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı
Rüzgâr suyu soğutsun su terli bedenlerimizi
ve aşkı düşünelim biz, destan yalnızlıkları
konuşursak akşam olur ve yine yağmur yağar
gidersek gülüşler azalır buralarda
kim bulur kayıp adresteki dostları
Bir karanlığa bakıyorum bir de zamana
ay büyüyüp bir gül oluyor ellerinde senin
ve ancak yeni bir yorumu oluyor aşkın
saçlarından sızan bu karanlık yağmur
ayın çağıltısıyla tutuşuyor begonyalar
Saçlarındı diye düşünüyorum ömrümüzü
çözdükçe savrulan rüzgârdı saçların
ve ikide bir aklıma düşüyor aynı soru
-Aşkı bilmiyorsam nasıl değiştiririm
kendimi, seni ve bütün dünyayı
Ahmet TELLİ
Yorum (2) Yorum yaz!
DÖNECEKSİN DİYE SÖZ VER
12/10/2008 · Kategori: Major Sevdam

Bir hastanenin soğuk , yeşil koltukları olan ,
yoğun bakım ünitesine açılan bekleme salonundaydı
bu şarkıyı ilk işittiğinde ,
Soğukluk ısı derecesinden değil tamamen içinde olduğu kurumun duvarlarına sinen duygulardan kaynaklanıyordu
ve hatta çok sıcak bir zamandı mevsimlerden yaz ,aylardan temmuz ama onun içini üşütüyordu ümitsizce beklediği her dakika.
Şarkı dinleyecek bir zaman değildi aslında ama ,
öylece yaşanan bu büyük fırtınada saçına takılmış bir kuru yaprak gibi takıldı şarkının sözleri kızın kulağına...
Kız elinde telefon sağa sola telefon ediyor ,
yakınlarına ,küçükte olsa ümit olabilecek bir haber bekleyen eş ,dost , akrabaya bilgi veriyordu umutsuzca gelecek günden...
Uzun uzun çalan telefonu açacak olan ,
tâ uzak şehirlerden birinde yaşayan pek sevgili dostu bilmiyordu çok uzağında yaşananları ve telefonu açarsa sonu pek muhtemel bir ayrılıkla sonuçlanacak
hastalık haberiyle karşı karşıya kalacağını ...
Yeşil koltuklu o soğuk bekleme salonundan gelecek haberi bilse açmazdı telefonu kesinlike , açamazdı sırf o kötü haberi almamak için ...
Telefonu açılsa, istemeyerek ama bunu bilmeye hakkı olduğuna inandığı için acı haber verecekti candostuna ,
yeşil koltuklu bekleme salonuna yüreği hapsolmuş ,kulağına ayrılık şarkısı kaçmış kız
ve telefonda ki dost , her dost gibi paylaşmak için günlerin karasını düşecekti yollara ,
yetişilmesi gereken bir acı vardı kapıda, bir ayrılık ,bir yoksunluk ...
(gerçi biliyordu ki hiçbir ayrılığa yetişilmezdi ,
kaçardı bir ömür ayrılıkla yitip giden anlar , kaçırılan zamanlar , fırsatlar
ve her zaman ayrılığı yüklenenin heybesinde kaybedilmiş bir şeyler vardır ,
söylenmemiş sözler ,ahh bi kapısından geçerken bir uğrasaydımda son bi kez görseydim söylemleri veya son bir kucaklayamamanın ezikliği mesela)
Kız elinde telefon zaman içinde zamânı yaşarken , telefonda çalan bir çalarken dinlet şarkısı vardı ,
ilk defa duyuyordu ve sanırım bir daha kulağından hiç çıkarılmayacak kadar derin izler bırakmıştı o kısa sürede .
İçinde ki karanlık gecede ayağını nereye atacağını bilemediği zamanlarda attığı adımlar kadar tedirgin ,
kaderle yapılan pazarlığa yazılmış sözlerdi ki içinden geçenleri o an daha iyi anlatan başka bir kaç söz olamazdı..
Şimdi bu kısa hikayeden sonra bir kez daha dinleyin bu şarkıyı lütfen...
DÖNECEKSİN DİYE SÖZ VER
Güneşin ufka değdiği yer
Oraya git ama yine gel
Döneceksin diye söz ver
Böylesi hepsinden güzel
Git özlet kendini yine gel
Döneceksin diye söz ver
Dinle uzaktan çalan şarkı hicazdan
Yaktık seninle biz bir yangını yeni baştan
Dinle uzaktan küllerin arasından
Madem herşey biter yine başlar yenibaştan
Bana ne olur ellerini ver
Gideceksin ama yine gel
Döneceksin diye söz ver
« Önceki ::
